Instagram

  • Home
  • ByBurcu STORIES
  • LIFESTYLE
  • About
  • Contact
My Blog
ByBurcu Stories

Zamanın Durduğu Antik Bir Masal: Roma’da Kış

by Byburcu Mart 9, 2026
written by Byburcu

“Bazı şehirler hikaye anlatır, Roma ise bizzat hikayenin kendisidir.”

Roma’da zaman yavaş akmaz; burada zaman katman katman üst üste biner. Kışın o kalabalıktan arınmış, mermerlerin soğuğunun güneşle ısındığı günler ise şehrin en samimi hali. Dar sokaklardaki kahve kokusu, akşam çöktüğünde yanan turuncu ışıklar ve her köşe başında sizi bekleyen bir sanat eseri…

Havaalanından çıkıp şehir merkezi Roma Termini’ye doğrudan giden tren ile 14 Euro’ya yaklaşık 30 dakikada gidebilirsiniz. Otobüsler 6-8 Euro civarı ancak 1 saati bulabilir. Ya da ben rahatıma düşkünüm diyorsanız taksi ile sabit fiyat olan 50 Euro’ya otelinize kadar gidebilirsiniz.

Piazza del Popolo’ya Karşı Bir Sabah : Hotel Tritone Luxury Suites

Roma’da güne başlamanın en asil yolu, şehri yukarıdan izlemek. Kaldığım otelin balkonundan Piazza del Popolo’ya ve tarihi kapıya bakarken, elinde sıcak bir espresso ile şehrin uyanışını seyretmek paha biçilemez. Gidilecek yerlerin listesini aklınızda çevirirken, aşağıda akan Roma trafiği bile bir film sahnesi gibi görünüyor. Kaldığım otel : Tritone Luxury Suites Piazza Del Popolo. Jakuzili odayı seçerseniz şaşırtıcı derecede büyük bir jakuzi sizi bekliyor olacak 🙂 Oda fiyatları konum ve otelin konforuyla kıyaslayınca kış sezonunda oldukça uygun. Gecelik yaklaşık 200 Euro civarı.

Mermerin İhtişamı: Fontana di Trevi

Her gittiğimde beni aynı heyecanla karşılayan tek yer: Trevi Çeşmesi. Kışın o gri gökyüzü altında mermerlerin beyazlığı daha da belirginleşiyor. Turist kalabalığı biraz olsun çekildiğinde, suyun sesini dinlemek ve o meşhur dileği dilemek için en doğru zaman. Tenha olduğu günlerde daha az turistik görünen bu ihtişamlı eserin önünde vakit geçirmek kat kat daha keyifli. Açıkçası Roma’yı ilk kez bu kadar detaylı inceleme fırsatı buldum. Şehirli insanların modern stili ile Roma’nın antik dokusu arasındaki o tezatlık, şehrin eklektik ruhunu ortaya çıkarıyor. Roma sadece tarihten ibaret değil; modanın ve stilin de kalbi burada. Via Condotti ve çevre sokaklarda yürürken vitrinlerde bunu gözlemlemek mümkün. 

Altın Saatler ve İtalyan Ritüeli: Aperitivo

Roma’da kış akşamı demek, bir terasta gün batımına karşı içilen bir Aperol Spritz demek. Bu manzarayı birçok terasta bulabilirsiniz, ben Hotel de La Ville’nin terasını tercih ettim. İspanyol merdivenlerini çıkıp sağdaki dar yokuştan ilerleyince önünüze çıkıyor. Isıtıcılar gayet yeterli. Şehrin terasları, kışın bile o sıcak atmosferi korumayı başarıyor. Kokteyller 8-9 Euro civarında.

Küçük bir not: Roma’da kışın bile güneş gözlüklerinizi yanınızdan ayırmayın; o meşhur Roma güneşi en beklemediğiniz anda mermerlerden yansıyıp gözünüzü kamaştırabilir.

YEME İÇME: Roma’nın Tadı ve İmzası

📍 Zuma Rome: Modern Bir Terasta Roma Esintisi

Roma’nın kalbinde, ikonik Palazzo Fendi’nin en üst iki katında yer alan Zuma, şehre modern bir pencereden bakmak isteyenler için ideal. Japon “Izakaya” tarzı mutfağıyla bilinen mekanın en büyük özelliği, kışın bile ısıtıcılarla konforlu hale getirilen muazzam terası. Roma’nın o tarihi turuncu damlarına karşı Uzak Doğu lezzetlerini denemek ilginç bir kontrast yaratıyor. Bilgi Notu: Rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkansız, özellikle akşam yemeği için birkaç gün önceden plan yapmanızı öneririm. İmza kokteylleri ve “Robata” ızgara çeşitleri buranın mutfaktaki asıl gücü. Salatalar 18 Euro, soğuk başlangıçlar 20-26 Euro, angus ribeye steak 42 Euro, shrimp tempura 18 Euro gibi.

📍 Alfredo alla Scrofa (Alfredo 2): Bir İtalyan Efsanesinin Doğuşu

Eğer gerçek bir “Roma Klasiği” arıyorsanız, 1914’ten beri aynı sokakta hizmet veren bu ikonik restorana mutlaka uğramalısınız. Burası, dünya literatürüne giren Fettuccine Alfredo‘nun doğduğu yer. Duvarlardaki siyah-beyaz fotoğraflar sizi nostaljik bir İtalyan filmindeymiş gibi hissettiriyor ama işin mutfak tarafı daha teknik: Orijinal tarifte asla krema bulunmuyor; sadece kaliteli parmesan ve taze tereyağının makarna suyuyla o anki emülsiyonundan oluşuyor. Bilgi Notu: Masanızın başında yapılan karıştırma ritüeli buranın alametifarikası. “Altın kaşık ve çatal” hikayesi ise 1920’lerde burayı ziyaret eden Hollywood yıldızlarından kalma bir gelenek. Fettucine all Alfredo 22 Euro, Carbonara 18 Euro.

LOKAL KEŞİFLER: Turist Kalabalığından Uzakta Roma

BİR TRÜF MUCİZESİ: Osteria Barberini

📍 Osteria Barberini (Via del Boccaccio):

Roma’nın kalbinde, Barberini Meydanı’nın kalabalığından sadece bir sokak ötede ama sanki bambaşka bir dünyada… Burası, gösterişten uzak kapısının ardında gerçek bir lezzet hazinesi saklıyor. Eğer Roma’da kışın o karakteristik kokusunu arıyorsanız, doğru adrestesiniz: Trüf Mantarı. Yorum sayısı popüler rakiplerine göre hala butik bir seviyede olan bu aile işletmesi, trüf konusundaki uzmanlığıyla lokallerin kalbini çalmış durumda.

Neden Gitmelisiniz? Kışın soğuk bir Roma akşamında, o meşhur “Fettuccine al Tartufo Nero” (Siyah Trüf Mantarlı Makarna) tabağı önünüze geldiğinde mekanın neden bu kadar özel olduğunu anlıyorsunuz. Trüfün o topraksı ve zengin aroması, mekanın loş ışıklarıyla birleşince akşam yemeği bir sanat eserine dönüşüyor. Lokal Bilgi: Burası oldukça küçük ve masalar birbirine yakın; bu da o samimi İtalyan ruhunu besliyor. Kışın yer bulmak için mutlaka önceden aramanız (veya web sitelerinden yazmanız) şart, çünkü mahalleli burayı boş bırakmıyor.

📍 Roscioli Salumeria con Cucina:

Campo de’ Fiori’nin hemen yan sokağında ama içeri girdiğinizde bambaşka bir dünya… Burası aslında çok eski bir şarküteri (Salumeria), ancak arkadaki restoran kısmı Roma’nın en seçkin damaklarına hitap ediyor. Duvarlar boyu uzanan şarap kavı ve asılı duran peynirler arasında yemek yiyorsunuz. Lokal Bilgi: Burası “Carbonara” konusunda şehrin en yüksek puanlı ve tartışmasız en iyi yerlerinden biri olarak kabul edilir. O meşhur yumurta sarısı ve pecorino dengesini burada tattıktan sonra Carbonara hakkındaki fikriniz değişebilir.

📍 Da Enzo al 29:

Trastevere’nin daha sakin, arka sokaklarında yer alan bu küçücük aile işletmesi, gerçek bir “Trattoria” deneyimi. Rezervasyon almıyorlar, kapıda bekleyen lokalleri gördüğünüzde doğru yerde olduğunuzu anlıyorsunuz. Mutfak Notu: Buranın “Carciofi alla Giudia” (Yahudi usulü kızarmış enginar) ve “Burrata”sı kesinlikle denenmeli. Roma’nın o meşhur, gösterişsiz ama yüksek kaliteli “comfort food” ruhunu burada bulacaksınız.

ALIŞVERİŞ: Markaların bazı dönemlerde kendi mağazasından bulabileceğiniz fırsatlar mevcut.

Roma’da yapılacak en mantıklı alışveriş tabii ki indirimde olan İtalyan Markaları tercih etmek olacaktır. Direkt markanın kendi mağazasında (Prada, Gucci, Valentino gibi markalar dahil) Ocak-Şubat döneminde, çoğu mağazanın bulunduğu Via dei Condotti’de %20-50 civarında indirime giren ürünler bulabilirsiniz.

Diğer bir mağaza: Luxury Outlet. Via del Corso’daki bu mağazada kaliteli ve uygun fiyatlı ürünler bulmanız mümkün.

📍 Castel Romano Designer Outlet. Burayı artık bilmeyen yoktur; ancak bulunduğu yer itibariyle tesadüfen yolunuz düşemez o yüzden özellikle buraya gitmek için bir gününüzü ayırmanız gerekiyor. Alışveriş amacıyla gidenlerin mutlaka uğraması gereken bir outlet.

Genel bir alışveriş tüyosu: Pasaportla tax free almayı unutmayın 🙂 Lüks çanta veya ayakkabıda %12-15 KDV iadesi oluyor.

Mart 9, 2026 0 comments
2 FacebookTwitterPinterestEmail
ByBurcu Stories

Kuzeyin Sessiz Şıklığı: Kopenhag

by Byburcu Şubat 19, 2026
written by Byburcu

Bazı şehirler bağırmaz, sadece stil sahibi durur.

Kopenhag’da zaman yavaş akıyor.

Bisiklet sesleri, pastel renkli evler ve gri gökyüzünün altında sade ama güçlü bir şehir ruhu var.

Her köşe başında minimal bir estetik, her vitrinde sessiz bir stil duruyor.

Nyhavn’da yürürken renkler içini ısıtıyor,

kahveni alıp kanala karşı oturduğunda ise şehir sana “acele etme” diyor.

Kuzey soğuğu sert olabilir,

ama Kopenhag’ın havasında garip bir huzur var.

Fazlalık yok. Gösteriş yok.

Sadece sade, net ve cool bir enerji.

Denizin Kıyısında Bir Hüzün: Küçük Deniz Kızı (The Little Mermaid)

Kopenhag denince akla gelen ilk durak, Langelinie limanında bir taşın üzerinde oturan o meşhur Küçük Deniz Kızı heykeli oluyor. Hans Christian Andersen’in dünyaca ünlü masalından ilham alan bu heykel, beklediğinizden daha küçük olabilir ama taşıdığı anlam çok büyük. Denize doğru hüzünlü bakışları, özellikle kışın gri gökyüzü ve serin rüzgarlarıyla birleşince insana gerçekten bir masalın içindeymiş hissi veriyor. Kıyıda yürürken ona bir selam vermeden geçmek olmaz.

YEME İÇME:

📍 İlk sırada bir brunch mekanı olacak; Mad&Kaffe. Burası Kuzey Avrupa için bulunmaz bir nimet 🙂 Bilindiği üzere, bu kadar çeşitin aynı anda geldiği bir kahvaltı oralarda nadir bulunur. Mad&Kaffe’de adınıza özel menü kağıt olarak geliyor, istediğiniz çeşitlere tik atıyorsunuz. Yumurtaları, pankekleri gayet güzeldi. Burada en az bir kahvaltı denenmeli.
📍 İkinci tavsiye Restaurant Tight. İlk gidişimde mussels performansına bayılınca, ertesi akşam yemeği için de burayı tercih ettim. Fransız üsulü kremalı, sarımsaklı yapıyorlar, çok başarılı. Etleri ve tatlıları da lezzetliydi.
📍 Üçüncü mekan Hooked. İlk girişte yer bulamadığım sonrasında yemekleri deneyince biraz abartıldığını düşündüğüm bir mekan oldu. Deniz ürünleri tapas tarzında minimal sunumları var. Ceviche ve tuna tostada güzeldi. Salata sosunun kreması biraz ağır geldi bana. Farklı lezzetler denemek isteyenler için bir seçenek.
📍 Dördüncü mekan; The Globe. Lokal biraları, harika patateslerine mutlaka yer ayırın. Bazı akşamlar canlı müzik yapılan bu irish pub uygun fiyatlı ve içecek çeşitliliğiyle hoşunuza gidecek.

Açıkçası ben yeme içmeye yüksek bütçe ayırmıştım. Ortalama bir Avrupa kentinden bir tık daha pahalıydı, Paris ayarında. Restaurant Tight’ta bir ızgara tabağı (içinde tavuk, et, sosis olan) 25 euroydu. Hooked’ta fish&chips tabağı 22 euroydu. Biralar çoğu yerde 5-6 euro.


📍 Christmas dönemi giderseniz, stantlarda her türlü sokak lezzetini, sıcak şarapları, tarçın kokulu kurabiyeleri deneyebileceğiniz Tivoli, elbette ki ilk tavsiye 🙂

Şehrin Göz Alıcı Tacı: Frederick’s Kilisesi (Mermer Kilise)

Kopenhag silüetine damga vuran o devasa yeşil kubbe… İşte o, muhteşem mimarisiyle büyüleyen Frederick’s Kilisesi. İskandinavya’nın en büyük kilise kubbesine sahip olan bu yapı, halk arasında “Mermer Kilise” olarak da biliniyor. Noel zamanı o devasa yeşil kubbenin etrafındaki sokaklar ışıklandırıldığında, binanın heybeti çok daha etkileyici bir hal alıyor. İçeri girdiğinizde ise kubbenin altındaki huzur dolu atmosfer sizi şehrin soğuğundan bir anlığına uzaklaştırıyor.

created by photogrid

Bir Noel Masalı: Tivoli Bahçeleri ve Christmas Market

Ve işte gezinin en eğlenceli, en ışıl ışıl kısmı: Tivoli Bahçeleri… Dünyanın en eski eğlence parklarından biri olan Tivoli, Christmas zamanı tam bir görsel şölene dönüşüyor. Her yer binlerce minik lamba, karla kaplı ağaçlar ve tarçın kokulu Christmas Market standlarıyla dolu. Elinizde sıcak bir bardak glögg (baharatlı sıcak şarap) ile dev dönme dolaba bakarken ya da ahşap kulübelerden el yapımı süs eşyaları seçerken kendinizi bir film setinde sanabilirsiniz. Tivoli’de Noel ruhu sadece bir kutlama değil, iliklerinize kadar hissettiğiniz bir masal deneyimi gibi. Ben Christmas zamanı gittiğim için çok keyif aldım. Yarışmalar, oyun alanları, sokak yemekleri ve bir sürü tatlı seçeneği ile doyamadım diyebilirim. Bu dönem dışında da etkinlikler düzenlenen canlı bir park alanı Tivoli.

created by photogrid

DANİMARKA MİLLİ MÜZESİ

Kopenhag’ın kalbinde, 18. yüzyıldan kalma görkemli bir kraliyet sarayında (Prince’s Mansion) yer alan Danimarka Milli Müzesi (Nationalmuseet), sizi Buz Devri’nden günümüze uzanan büyüleyici bir zaman yolculuğuna davet ediyor.

Özellikle Viking savaşçılarına ait silahlar, rün taşları ve takılar beni etkiledi. Danimarka’nın ruhunu ve Vikinglerin mirasını anlamak istiyorsanız, burası Kopenhag gezinizin bir parçası olmaya aday. Birkaç fotoğrafı aşağıya bırakıyorum…

created by photogrid

Şubat 19, 2026 2 comments
1 FacebookTwitterPinterestEmail

About me

Merhaba, ben Burcu. Yeni şehirler keşfetmeyi, sade detayları, ilham veren yaşam anlarını ve yolda olmayı seviyorum. Bu blogda seyahat notlarımı ve hayatın içinden küçük keşifleri paylaşıyorum.

Keep in touch

Facebook Twitter Instagram Pinterest Youtube Bloglovin

Recent Posts

  • Zamanın Durduğu Antik Bir Masal: Roma’da Kış

    Mart 9, 2026
  • Kuzeyin Sessiz Şıklığı: Kopenhag

    Şubat 19, 2026

Kategoriler

  • ByBurcu Stories (2)

Burcu Ertürk

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • Pinterest
  • Youtube
  • Bloglovin
  • Snapchat

@2021 - All Right Reserved. Designed and Developed by PenciDesign


Back To Top
My Blog
  • Home
  • ByBurcu STORIES
  • LIFESTYLE
  • About
  • Contact